لَوْنُ الْعُشْبِ فِي الْحَدِيقَةِ أَخْضَرُ.
Bahçedeki çimenin rengi yeşil.
لَوْنُ الْعُشْبِ فِي الْحَدِيقَةِ أَخْضَرُ.
Bahçedeki çimenin rengi yeşil.
اِشْتَرَيْتُ خُضَارًا أَخْضَرَ مِنَ السُّوقِ.
Pazardan taze sebze aldım.
اِخْضَرَّتِ الْأَرْضُ بَعْدَ الْمَطَرِ.
Yağmurdan sonra yeryüzü yeşerdi.
تَخْضَرُّ الْجِبَالُ فِي الرَّبِيعِ وَتَمْتَلِئُ بِالزُّهُورِ.
Dağlar baharda yeşillenir ve çiçeklerle dolar.
zümrütlenmek