إِذَنْ سَنَذْهَبُ غَدًا.

O halde yarın gideceğiz.

إِذْن

يَجِبُ الْحُصُولُ عَلَى إِذْنٍ مُسْبَقٍ قَبْلَ اسْتِخْدَامِ مُعِدَّاتِ الْمُخْتَبَرِ.

Laboratuvar ekipmanlarını kullanmadan önce önceden izin alınmalıdır.

أَعْطَانِي الْمُدِيرُ إِذْنًا بِالْخُرُوجِ مُبَكِّرًا الْيَوْمَ بِسَبَبِ مَوْعِدٍ طِبِّيٍّ.

Doktor randevum olduğu için müdür bugün erken çıkmam için bana müsaade etti.

لَا يَحِقُّ لَكَ الدُّخُولُ إِلَى هَذَا الْمَكَانِ بِدُونِ إِذْنٍ رَسْمِيٍّ.

Resmi yetki olmadan bu yere girme hakkınız yoktur.

أُذُن

يُؤْلِمُنِي الْيَوْمَ أُذُنِي الْيُمْنَى.

Bugün sağ kulağım ağrıyor.