لَبِسَ قَمِيصًا أَزْرَقَ.
Mavi bir gömlek giydi.
لَبِسَ قَمِيصًا أَزْرَقَ.
Mavi bir gömlek giydi.
ازْرَقَّ وَجْهُ الطِّفْلِ بَعْدَ أَنْ سَقَطَ عَلَى الأَرْضِ.
Çocuk yere düştükten sonra yüzü morardı.
ازْرَقَّتْ شَفَتَاهُ بِسَبَبِ البَرْدِ الشَّدِيدِ فِي الخَارِجِ.
Dışarıdaki şiddetli soğuktan dudakları mavileşti.
ازْرَقَّتْ يَدُهُ بَعْدَ أَنْ ضَرَبَهَا بِالمِطْرَقَةِ.
Çekiçle vurduktan sonra eli göğerdi.
çivitlenmek, gövermek