انْزَعَجْتُ كَثِيرًا عِنْدَمَا عَلِمْتُ أَنَّ صَدِيقِي الْمُقَرَّبَ مَرِيضٌ جِدًّا فِي الْمُسْتَشْفَى.
Yakın arkadaşımın hastanede çok hasta olduğunu öğrendiğimde çok rahatsız oldum.
انْزَعَجْتُ كَثِيرًا عِنْدَمَا عَلِمْتُ أَنَّ صَدِيقِي الْمُقَرَّبَ مَرِيضٌ جِدًّا فِي الْمُسْتَشْفَى.
Yakın arkadaşımın hastanede çok hasta olduğunu öğrendiğimde çok rahatsız oldum.
انْزَعَجْتُ مِنْ تَصَرُّفَاتِ الْأَطْفَالِ الصَّاخِبَةِ فِي الْمَكْتَبَةِ الْعَامَّةِ بَعْدَ الظُّهْرِ.
Öğleden sonra halk kütüphanesindeki gürültülü çocukların davranışlarından tedirgin oldum.
انْزَعَجْتُ عِنْدَمَا تَأَخَّرَ الْقِطَارُ أَكْثَرَ مِنْ سَاعَةٍ بِسَبَبِ الْأَحْوَالِ الْجَوِّيَّةِ السَّيِّئَةِ.
Kötü hava koşulları nedeniyle trenin bir saatten fazla gecikmesinden huzursuz oldum.
hatırı kalmak, kaygı duymak, alınmak, üstüne alınmak, endişeye düşmek, kıl kapmak, canı sıkılmak, fenasına gitmek, keyfi bozulmak, muğber olmak, mükedder olmak, bozulmak, dehlenmek, gocunmak, gönüllenmek, gücenmek, darlanmak, sıkılanmak