هُوَ بَادِئٌ فِي تَعَلُّمِ لُغَةٍ جَدِيدَةٍ كُلَّ عَامٍ.
O, her yıl yeni bir dil öğrenmeye başlayan biridir.
هُوَ بَادِئٌ فِي تَعَلُّمِ لُغَةٍ جَدِيدَةٍ كُلَّ عَامٍ.
O, her yıl yeni bir dil öğrenmeye başlayan biridir.
كَانَ بَادِئًا فِي تَقْدِيمِ أَفْكَارٍ جَدِيدَةٍ وَمُبْتَكَرَةٍ فِي الِاجْتِمَاعِ.
Toplantıda yeni ve yenilikçi fikirler sunmada öncüydü.
فِي بَادِئِ الْأَمْرِ لَمْ أَفْهَمْ شَيْئًا.
Başlangıçta hiçbir şey anlamadım.
başlayıcı