يَجِبُ عَلَيْنَا الْبَحْثُ عَنْ حُلُولٍ مُبْتَكَرَةٍ لِمُوَاجَهَةِ التَّحَدِّيَاتِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Ekonomik zorluklarla başa çıkmak için yenilikçi çözümler aramalıyız.
يَجِبُ عَلَيْنَا الْبَحْثُ عَنْ حُلُولٍ مُبْتَكَرَةٍ لِمُوَاجَهَةِ التَّحَدِّيَاتِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Ekonomik zorluklarla başa çıkmak için yenilikçi çözümler aramalıyız.
لَمْ يَكُنْ لِلْمَرِيضِ حَلٌّ إِلَّا أَنْ يُسَافِرَ إِلَى الْمَدِينَةِ لِيَرَاهُ الطَّبِيبُ الْكَبِيرُ.
Hasta için tek çare, büyük doktorun onu görmesi için şehre gitmekti.
çıkar yol, çıkış yolu, çözüm yolu, çözme, deva, çözüş, hallolma, hallolunma, hallediş, halloluş, halledilme, fesholunma, halletme
يَجِبُ عَلَيْنَا أَنْ نَحُلَّ هَذِهِ الْمُشْكِلَةَ الْمُعَقَّدَةَ بِأَسْرَعِ وَقْتٍ مُمْكِنٍ.
Bu karmaşık sorunu en kısa sürede çözmeliyiz.
سَأَحُلُّ الْمُشْكِلَةَ مَعَ الْمُدِيرِ الْيَوْمَ بَعْدَ الْعَمَلِ، لَا تَقْلَقْ.
Sorunu bugün işten sonra müdürle halledeceğim, merak etme.
حَلَّ الضُّيُوفُ بِالْفُنْدُقِ مَسَاءً بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ.
Misafirler uzun bir yolculuktan sonra akşam otele indi.
Ayrıca: eritmek, feshetmek
konaklamak