بَدَّدَتِ الشُّرْطَةُ الْمُتَظَاهِرِينَ بِاسْتِخْدَامِ الْغَازِ الْمُسِيلِ لِلدُّمُوعِ.
Polis, göz yaşartıcı gaz kullanarak protestocuları dağıttı.
بَدَّدَتِ الشُّرْطَةُ الْمُتَظَاهِرِينَ بِاسْتِخْدَامِ الْغَازِ الْمُسِيلِ لِلدُّمُوعِ.
Polis, göz yaşartıcı gaz kullanarak protestocuları dağıttı.
بَدَّدْنَا الْكَثِيرَ مِنَ الْوَقْتِ فِي اجْتِمَاعَاتٍ غَيْرِ ضَرُورِيَّةٍ.
Gereksiz toplantılarda çok fazla zaman israf ettik.
بَدَّدَ الرَّجُلُ ثَرْوَتَهُ عَلَى الْمَلَذَّاتِ وَالتَّرْفِيهِ بِبَذَخٍ شَدِيدٍ.
Adam servetini zevk ve eğlenceye aşırı derecede harcadı.
heba etmek, heder etmek, savurmak