بَذَخ

عَاشَ فِي بَذَخٍ وَتَرَفٍ زَائِدَيْنِ بَعْدَ أَنْ وَرِثَ ثَرْوَةً كَبِيرَةً.

Büyük bir servet miras aldıktan sonra aşırı lüks ve şatafat içinde yaşadı.

لَا أُحِبُّ الْبَذَخَ فِي الْمَلَابِسِ وَالْمُجَوْهَرَاتِ.

Kıyafetlerde ve mücevherlerde gösterişi sevmiyorum.

لَمْ يُعْجِبْنِي بَذَخُ الحَفْلِ، كَانَ مُبَالَغًا فِيهِ.

Partinin şatafatını beğenmedim, çok abartılıydı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler