يُمْكِنُكَ اسْتِخْدَامُ السَّيَّارَةِ بِشَرْطِ أَنْ تُعِيدَهَا فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Arabayı zamanında geri getirmen şartıyla kullanabilirsin.
يُمْكِنُكَ اسْتِخْدَامُ السَّيَّارَةِ بِشَرْطِ أَنْ تُعِيدَهَا فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Arabayı zamanında geri getirmen şartıyla kullanabilirsin.
سَأُوَافِقُ عَلَى عَرْضِكَ بِشَرْطِ أَنْ تَزِيدَ الرَّاتِبَ.
Maaşı artırman koşuluyla teklifini kabul edeceğim.
üzere, meşruten