جَعَلَ تَأَجُّجُ الْحَرِيقِ السَّيْطَرَةَ عَلَيْهِ أَكْثَرَ صُعُوبَةً.
Yangının azgınlaşması kontrolü zorlaştırdı.
جَعَلَ تَأَجُّجُ الْحَرِيقِ السَّيْطَرَةَ عَلَيْهِ أَكْثَرَ صُعُوبَةً.
Yangının azgınlaşması kontrolü zorlaştırdı.
azgınlık, körüklenme, kızgınlaşma, alazlanma
تَأَجَّجَتِ النِّيرَانُ فِي الْغَابَةِ بِسَبَبِ ارْتِفَاعِ دَرَجَةِ الْحَرَارَةِ وَالرِّيَاحِ الْقَوِيَّةِ.
Ormandaki yangın, yüksek sıcaklık ve kuvvetli rüzgarlar nedeniyle alevlendi.
تَأَجَّجَتِ الْمَشَاعِرُ بَيْنَ الْفَرِيقَيْنِ الْمُتَنَافِسَيْنِ قَبْلَ الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Final maçı öncesinde rakip takımlar arasındaki duygular şiddetlendi.
تَأَجَّجَتِ الْأَزْمَةُ السِّيَاسِيَّةُ بِسَبَبِ التَّصْرِيحَاتِ النَّارِيَّةِ مِنَ الطَّرَفَيْنِ.
Siyasi kriz, her iki taraftan gelen ateşli açıklamalar nedeniyle körüklendi.
şaha kalkmak, harlamak, kızgınlaşmak, alazlanmak