بَدَأَ يُظْهِرُ عَلَامَاتِ التَّبَلُّدِ مَعَ التَّقَدُّمِ فِي السِّنِّ.
Yaşlılıkla birlikte eblehleşme belirtileri göstermeye başladı.
بَدَأَ يُظْهِرُ عَلَامَاتِ التَّبَلُّدِ مَعَ التَّقَدُّمِ فِي السِّنِّ.
Yaşlılıkla birlikte eblehleşme belirtileri göstermeye başladı.
duyarsızlık, ağırcanlılık, aptallaşma, bönleşme, hantallaşma, enayileşme, yavanlaşma, hımbıllaşma, hımbıllık, hıyarlaşma, hödükleşme, şapşallaşma, angutlaşma, ablavutlaşma, kayıtsızlaşma, avanaklaşma, gerzekleşme, budalalaşma, alıklaşma, hissizlik, sümsükleşme, ahmaklaşma
تَبَلَّدَتْ عَوَاطِفُهُ بَعْدَ تَجْرِبَةِ فُقْدَانٍ مُؤْلِمَةٍ.
Acı bir kayıp deneyiminden sonra duyguları donuklaştı.
تَبَلَّدَ العَقْلُ بِسَبَبِ الرُّوتِينِ اليَوْمِيِّ.
Zihin günlük rutin yüzünden köreldi.
تَبَلَّدَتْ مَشَاعِرُهُ تُجَاهَ مُعَانَاةِ الْآخَرِينَ بِسَبَبِ كَثْرَةِ الْمَشَاكِلِ الَّتِي يُوَاجِهُهَا.
Karşılaştığı sorunların çokluğu nedeniyle başkalarının acılarına karşı duyguları duyarsızlaştı.
eblehleşmek, ahmaklaşmak, aptallaşmak, budalalaşmak, hantallaşmak, enayileşmek, yavanlaşmak, hımbıllaşmak, hıyarlaşmak, hödükleşmek, salozlaşmak, semeleşmek, şapşallaşmak, ablavutlaşmak, aymazlaşmak, avanaklaşmak, duymazlanmak, gerzekleşmek, bönleşmek, alıklaşmak, şabanlaşmak