يُعَانِي الْكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ مِنَ التَّحَسُّسِ تُجَاهَ بَعْضِ الْأَطْعِمَةِ.
Birçok insan bazı yiyeceklere karşı alerjiye sahiptir.
يُعَانِي الْكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ مِنَ التَّحَسُّسِ تُجَاهَ بَعْضِ الْأَطْعِمَةِ.
Birçok insan bazı yiyeceklere karşı alerjiye sahiptir.
elleşme, gıcıklanma, lemis, sezinleme, sezme, elleyiş, yordamlama, kurcalama
تَحَسَّسَ الرَّجُلُ الجِدَارَ فِي الظَّلَامِ.
Adam karanlıkta duvarı elle yokladı.
تَحَسَّسَتِ الْمَرْأَةُ الْأَلَمَ فِي ظَهْرِهَا بَعْدَ الْعَمَلِ الطَّوِيلِ.
Kadın, uzun çalışmadan sonra sırtında ağrı hissetti.
تَحَسَّسَ الطِّفْلُ وَجْهَ أُمِّهِ بِلُطْفٍ.
Çocuk annesinin yüzüne nazikçe dokundu.
Ayrıca: kontrol etmek
nabız yoklamak, ellemek, ellenmek, sezinlemek, sezmek, yordamlamak, duyarlılaşmak, gıcıklanmak