تَحَمَّسَتِ الْفَتَيَاتُ كَثِيراً عِنْدَمَا عَلِمْنَ أَنَّهُنَّ سَيَذْهَبْنَ إِلَى الْحَفْلِ.
Kızlar partiye gideceklerini öğrendiklerinde çok heyecanlandılar.
تَحَمَّسَتِ الْفَتَيَاتُ كَثِيراً عِنْدَمَا عَلِمْنَ أَنَّهُنَّ سَيَذْهَبْنَ إِلَى الْحَفْلِ.
Kızlar partiye gideceklerini öğrendiklerinde çok heyecanlandılar.
تَحَمَّسَ الْجُمْهُورُ وَهَتَفَ بِحَرَارَةٍ عِنْدَمَا سَجَّلَ الْفَرِيقُ هَدَفَ الْفَوْزِ.
Takım galibiyet golünü attığında seyirciler coştu ve hararetle tezahürat yaptı.
alev almak, heyecan duymak, heyecana gelmek, galeyana gelmek, hararetlenmek, gayretlenmek, gayrete gelmek, hırslanmak, şevklenmek, cesaretlenmek, heveslenmek
تَحَدَّثَ الطُّلَّابُ بِتَحَمُّسٍ عَنِ الرِّحْلَةِ.
Öğrenciler geziden büyük bir coşkuyla bahsetti.
hevesleniş, heveslenme, hırslanma, isteklenme