تَرَأَّسَ الْعَمِيدُ الْحَفْلَ السَّنَوِيَّ لِتَخْرِيجِ الطُّلَّابِ الْمُتَفَوِّقِينَ.
Dekan, başarılı öğrencilerin mezuniyet törenini idare etti.
تَرَأَّسَ الْعَمِيدُ الْحَفْلَ السَّنَوِيَّ لِتَخْرِيجِ الطُّلَّابِ الْمُتَفَوِّقِينَ.
Dekan, başarılı öğrencilerin mezuniyet törenini idare etti.
تَرَأَّسَ الْوَزِيرُ الِاجْتِمَاعَ الْهَامَّ لِمُنَاقَشَةِ الْمِيزَانِيَّةِ الْجَدِيدَةِ لِلدَّوْلَةِ.
Bakan, devletin yeni bütçesini görüşmek üzere önemli toplantıya başkanlık etti.
تَرَأَّسَ الْخَبِيرُ الْفَرِيقَ الْبَحْثِيَّ لِإِيجَادِ حُلُولٍ مُبْتَكَرَةٍ.
Uzman, yenilikçi çözümler bulmak için araştırma ekibini yönetti.
baş olmak, başında olmak, baş tutmak, öncülük etmek, riyaset etmek