اشْتَرَتْ أُمِّي تُرُنْجًا لِتَصْنَعَ الْمُرَبَّى.
Annem reçel yapmak için turunç aldı.
اشْتَرَتْ أُمِّي تُرُنْجًا لِتَصْنَعَ الْمُرَبَّى.
Annem reçel yapmak için turunç aldı.
ارْتَدَيْتُ التُّرْنِجَ الْمُفَضَّلَ لَدَيَّ لِلذَّهَابِ إِلَى النَّادِي الرِّيَاضِيِّ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Sabah erkenden spor salonuna gitmek için en sevdiğim eşofmanı giydim.