تَزَحْزَحَتِ الصُّخُورُ بِسَبَبِ الزِّلْزَالِ الْقَوِيِّ الَّذِي ضَرَبَ الْمِنْطَقَةَ.
Bölgeyi vuran şiddetli deprem nedeniyle kayalar yerinden oynadı.
تَزَحْزَحَتِ الصُّخُورُ بِسَبَبِ الزِّلْزَالِ الْقَوِيِّ الَّذِي ضَرَبَ الْمِنْطَقَةَ.
Bölgeyi vuran şiddetli deprem nedeniyle kayalar yerinden oynadı.
تَزَحْزَحَ الْكُرْسِيُّ قَلِيلًا عِنْدَمَا جَلَسْتُ عَلَيْهِ.
Üzerine oturduğumda sandalye biraz kaydı.
تَزَحْزَحَ الطِّفْلُ فِي نَوْمِهِ حَتَّى سَقَطَ مِنَ السَّرِيرِ.
Çocuk uykusunda kımıldadı ve yataktan düştü.
kımıldanmak, kıpırdamak, kıpırdanmak