التَّسَلُّحُ الْمُفْرِطُ يُؤَدِّي إِلَى زِيَادَةِ التَّوَتُّرَاتِ بَيْنَ الدُّوَلِ.
Aşırı silahlanma, ülkeler arasındaki gerginlikleri artırır.
التَّسَلُّحُ الْمُفْرِطُ يُؤَدِّي إِلَى زِيَادَةِ التَّوَتُّرَاتِ بَيْنَ الدُّوَلِ.
Aşırı silahlanma, ülkeler arasındaki gerginlikleri artırır.
silahlılık, silahlandırılma
تَسَلَّحَتِ الْقُوَّاتُ الْحُكُومِيَّةُ بِأَحْدَثِ الْأَسْلِحَةِ اسْتِعْدَادًا لِمُوَاجَهَةِ التَّحَدِّيَاتِ الْأَمْنِيَّةِ.
Hükümet güçleri, güvenlik zorluklarıyla yüzleşmeye hazırlanmak için en son silahlarla silahlandı.
يَجِبُ عَلَى الشَّبَابِ أَنْ يَتَسَلَّحُوا بِالْعِلْمِ وَالْمَعْرِفَةِ لِمُوَاجَهَةِ تَحَدِّيَاتِ الْمُسْتَقْبَلِ.
Gençler, geleceğin zorluklarıyla yüzleşmek için bilim ve bilgi ile donanmalıdır.
silahlandırılmak, kuşanmak