الْكَثِيرُ مِنْ هَذِهِ الْمَعْلُومَاتِ يُمْكِنُ أَنْ يُسَبِّبَ تَشَوُّشًا.
Bu kadar çok bilgi kafa karışıklığına neden olabilir.
الْكَثِيرُ مِنْ هَذِهِ الْمَعْلُومَاتِ يُمْكِنُ أَنْ يُسَبِّبَ تَشَوُّشًا.
Bu kadar çok bilgi kafa karışıklığına neden olabilir.
düzensizlik, bulanıklaşma, sersemleme, karmakarışıklık
تَشَوَّشَ ذِهْنِي بِسَبَبِ كَثْرَةِ الْمَعْلُومَاتِ الَّتِي تَلَقَّيْتُهَا فِي الْمُؤْتَمَرِ.
Konferansta aldığım çok fazla bilgi nedeniyle kafam karıştı.
تَشَوَّشَتِ الرُّؤْيَةُ بِسَبَبِ الْإِضَاءَةِ الْخَافِتَةِ فِي الْغُرْفَةِ.
Odada loş ışık nedeniyle görüş bulanıklaştı.
تَشَوَّشَتِ الْأُمُورُ بَعْدَ تَدَخُّلِ أَطْرَافٍ أُخْرَى فِي الْقَضِيَّةِ.
Davaya başka tarafların müdahalesiyle işler karmaşıklaştı.
sersem olmak, serseme dönmek, sersemlemek, afallaşmak