تَصَدَّى الْجُنُودُ بِبَسَالَةٍ لِلْهُجُومِ الشَّرِسِ مِنَ الْعَدُوِّ.
Askerler, düşmanın şiddetli saldırısına cesurca karşı koydular.
تَصَدَّى الْجُنُودُ بِبَسَالَةٍ لِلْهُجُومِ الشَّرِسِ مِنَ الْعَدُوِّ.
Askerler, düşmanın şiddetli saldırısına cesurca karşı koydular.
تَصَدَّى الْمُحَامِي لِلدِّفَاعِ عَنِ الْمُتَّهَمِ فِي الْقَضِيَّةِ الْمُعَقَّدَةِ.
Avukat, karmaşık davada sanığı savunmayı üstlendi.
يَجِبُ أَنْ نَتَصَدَّى لِلتَّحَدِّيَاتِ الِاقْتِصَادِيَّةِ بِرُوحِ الْفَرِيقِ الْوَاحِدِ.
Ekonomik zorluklara takım ruhuyla göğüs germeliyiz.
mukavemet etmek, direnmek, göğüslemek