تَضَرَّرَتِ السَّيَّارَةُ بِشِدَّةٍ فِي الْحَادِثِ.
Araba kazada ciddi şekilde zarar gördü.
تَضَرَّرَتِ السَّيَّارَةُ بِشِدَّةٍ فِي الْحَادِثِ.
Araba kazada ciddi şekilde zarar gördü.
تَضَرَّرَتِ الْمَحَاصِيلُ الزِّرَاعِيَّةُ بِسَبَبِ الْفَيَضَانَاتِ.
Tarım ürünleri, seller nedeniyle hasar gördü.
تَضَرَّرَتِ الشَّرِكَاتُ الصَّغِيرَةُ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Küçük şirketler, ekonomik krizden etkilendi.
zarar etmek, zarar çekmek, kurbanı olmak, mağduriyet yaşamak, zayiat vermek, hasara uğramak, zarara uğramak, canı yanmak, dokunca görmek, halel gelmek, haleldar olmak, örselenmek, zedelenmek
أَدَّى الفَيَضَانُ إِلَى تَضَرُّرِ المَحَاصِيلِ.
Sel, ürünlerin zarar görmesine yol açtı.
örselenme, hasarlılık, zedeleniş, zedelenme