تَسَبَّبَ الزِّلْزَالُ فِي تَدْمِيرٍ كَبِيرٍ فِي الْمَدِينَةِ.
Deprem, şehirde büyük bir tahribata yol açtı.
تَسَبَّبَ الزِّلْزَالُ فِي تَدْمِيرٍ كَبِيرٍ فِي الْمَدِينَةِ.
Deprem, şehirde büyük bir tahribata yol açtı.
تَسَبَّبَ التَّخْرِيبُ فِي دَمَارٍ كَبِيرٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Vandalizm, parkta büyük bir tahribata yol açtı.
تَسَبَّبَتِ الْحَرْبُ فِي خَرَابٍ لَا يُمْكِنُ إِصْلَاحُهُ فِي الْبِلَادِ.
Savaş, ülkede onarılamaz bir tahribata neden oldu.
دَمَار