يُشَكِّلُ النَّهْرُ الْعَدِيدَ مِنَ التَّعَرُّجَاتِ أَثْنَاءَ تَقَدُّمِهِ فِي السَّهْلِ.
Nehir, ovada ilerlerken birçok menderes oluşturur.
يُشَكِّلُ النَّهْرُ الْعَدِيدَ مِنَ التَّعَرُّجَاتِ أَثْنَاءَ تَقَدُّمِهِ فِي السَّهْلِ.
Nehir, ovada ilerlerken birçok menderes oluşturur.
büklüm, eğrilik, eğriliş, kıvrımlanma, kıvrımlılık
الْخَطُّ يَتَعَرَّجُ بِسَبَبِ اهْتِزَازِ الْيَدِ.
El titremesi nedeniyle çizgi eğri büğrü oluyor.
النَّهْرُ يَتَعَرَّجُ بَيْنَ الْجِبَالِ قَبْلَ أَنْ يَصُبَّ فِي الْبَحْرِ.
Nehir, denize dökülmeden önce dağlar arasında kıvrılır.
تَعَرَّجَتِ السَّيَّارَةُ عَلَى الطَّرِيقِ الْوَعْرِ بِسَبَبِ الْحُفَرِ وَالْمُطَبَّاتِ الْكَثِيرَةِ.
Araba, çukurlar ve tümsekler nedeniyle engebeli yolda sekerek ilerledi.
kıvrımlanmak, zikzak yapmak