يُعَدُّ عَزْلُ الْمَرْضَى ضَرُورِيًّا لِمَنْعِ انْتِشَارِ الْعَدْوَى.
Hastaların tecrit edilmesi, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için gereklidir.
يُعَدُّ عَزْلُ الْمَرْضَى ضَرُورِيًّا لِمَنْعِ انْتِشَارِ الْعَدْوَى.
Hastaların tecrit edilmesi, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için gereklidir.
قَرَّرَ مَجْلِسُ الْإِدَارَةِ عَزْلَ الْمُدِيرِ بَعْدَ سَنَةٍ مِنَ الْخَسَائِرِ.
Yönetim kurulu, bir yıllık zararın ardından müdürü görevden almaya karar verdi.
يُقَلِّلُ الْعَزْلُ الْجَيِّدُ لِلْجُدْرَانِ مِنْ تَكَالِيفِ التَّدْفِئَةِ.
Duvarların iyi yalıtımı ısınma masraflarını düşürür.
karantina, yalıtma, fasletme, azletme
عَزَلَ الْبَرْلَمَانُ الرَّئِيسَ بِسَبَبِ تَوَرُّطِهِ فِي قَضَايَا فَسَادٍ مَالِيٍّ
Parlamento, mali yolsuzluk davalarına karıştığı için başkanı görevden aldı.
عَزَلَ الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ الْمُصَابَ بِالْعَدْوَى عَنْ بَاقِي الْمَرْضَى فِي الْمُسْتَشْفَى
Doktor, enfekte hastayı hastanedeki diğer hastalardan ayırdı.
عَزَلَتِ الْحُكُومَةُ الْمِنْطَقَةَ الْمُتَضَرِّرَةَ مِنَ الْفَيَضَانِ لِحِمَايَةِ السُّكَّانِ
Hükümet, halkı korumak için selden etkilenen bölgeyi izole etti.
Ayrıca: tecrit etmek, yalıtmak
el çektirmek, kordon altına almak, tahttan indirmek, fasletmek, haletmek, azlettirmek, azletmek, soyutlamak