تَعَقَّبَتِ الْفَتَاةُ حِسَابَاتِ صَدِيقَاتِهَا عَلَى وَسَائِلِ التَّوَاصُلِ الِاجْتِمَاعِيِّ لِمَعْرِفَةِ آخِرِ أَخْبَارِهِنَّ.
Kız, arkadaşlarının en son haberlerini öğrenmek için sosyal medyadaki hesaplarını takip etti.
تَعَقَّبَتِ الْفَتَاةُ حِسَابَاتِ صَدِيقَاتِهَا عَلَى وَسَائِلِ التَّوَاصُلِ الِاجْتِمَاعِيِّ لِمَعْرِفَةِ آخِرِ أَخْبَارِهِنَّ.
Kız, arkadaşlarının en son haberlerini öğrenmek için sosyal medyadaki hesaplarını takip etti.
تَعَقَّبَتِ الشُّرْطَةُ خُطُوَاتِ الْمُشْتَبَهِ بِهِ فِي الْقَضِيَّةِ لِلْوُصُولِ إِلَى الْحَقِيقَةِ.
Polis, gerçeğe ulaşmak için davadaki şüphelinin adımlarını izledi.
تَعَقَّبَ الْأَسَدُ الْغَزَالَ فِي السُّهُولِ الْأَفْرِيقِيَّةِ.
Aslan Afrika ovalarında ceylanı kovaladı.
iz sürmek, izine düşmek, ardına düşmek
التَّعَقُّبُ الْمُسْتَمِرُّ لِلْمُشْتَبَهِ بِهِ قَادَ إِلَى الْقَبْضِ عَلَيْهِ.
Şüphelinin sürekli takibi tutuklanmasına yol açtı.