تَفَكَّهَ

يَتَفَكَّهُ، تَفَكُّه

أُحِبُّ أَنْ أَتَفَكَّهَ مَعَ زُمَلَائِي فِي العَمَلِ خِلَالَ اسْتِرَاحَةِ الغَدَاءِ.

Öğle yemeği molasında iş arkadaşlarımla espri yapmayı severim.

كَانَ الأَصْدِقَاءُ يَتَفَكَّهُونَ وَيَمْرَحُونَ فِي الحَدِيقَةِ طَوَالَ اليَوْمِ.

Arkadaşlar bütün gün bahçede şakalaşıp eğlendiler.