تَكَلَّمَ الطَّالِبُ بِوُضُوحٍ وَثِقَةٍ أَمَامَ الْجُمْهُورِ الْكَبِيرِ
Öğrenci, büyük bir kalabalığın önünde açık ve kendinden emin bir şekilde konuştu.
تَكَلَّمَ الطَّالِبُ بِوُضُوحٍ وَثِقَةٍ أَمَامَ الْجُمْهُورِ الْكَبِيرِ
Öğrenci, büyük bir kalabalığın önünde açık ve kendinden emin bir şekilde konuştu.
تَكَلَّمَ المُدِيرُ بِكَلِمَاتٍ قَلِيلَةٍ فِي الِاجْتِمَاعِ.
Müdür toplantıda birkaç söz söyledi.
ses etmek, dillenmek
أُحِبُّ تَكَلُّمَ الطِّفْلِ بِالْعَرَبِيَّةِ.
Çocuğun Arapça konuşmasını seviyorum.