konuşma

حَدِيث — أَحَادِيث

كَانَ الْحَدِيثُ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ مُمْتِعًا وَغَنِيًّا بِالْمَعْلُومَاتِ لِلْغَايَةِ.

Dün akşamki konuşma çok ilginç ve bilgilendiriciydi.

أَجْرَيْنَا مُحَادَثَةً طَوِيلَةً عَلَى الْهَاتِفِ وَنَاقَشْنَا الْعَدِيدَ مِنَ الْمَوْضُوعَاتِ.

Telefonda uzun bir konuşma yaptık ve birçok konuyu tartıştık.

خِطَاب — خِطَابَات

تَمَّ بَثُّ خِطَابِ الرَّئِيسِ عَلَى الْهَوَاءِ مُبَاشَرَةً عَلَى شَاشَةِ التِّلْفِزْيُونِ.

Başkanın konuşması televizyonda canlı olarak yayınlandı.

Ayrıca: كَلَام، خُطْبَة، نُطْق

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler