أَلْقَى الرَّئِيسُ خِطَابًا لِلْأُمَّةِ حَوْلَ قَضِيَّةٍ مُهِمَّةٍ.
Başkan, ulusa önemli bir konuda konuşma yaptı.
أَلْقَى الرَّئِيسُ خِطَابًا لِلْأُمَّةِ حَوْلَ قَضِيَّةٍ مُهِمَّةٍ.
Başkan, ulusa önemli bir konuda konuşma yaptı.
تَحَدَّثَ الْخُبَرَاءُ فِي النَّدْوَةِ عَنِ التِّقْنِيَّاتِ الْجَدِيدَةِ.
Seminerde uzmanlar, yeni teknolojiler hakkında konuşma yaptılar.
أَلْقَى الْمُدِيرُ كَلِمَةً فِي حَفْلِ التَّخَرُّجِ.
Müdür mezuniyet töreninde bir konuşma yaptı.
إِلْقَاء كَلِمَة، إِلْقَاء خِطَاب، خَطَبَ