ادَّخَرَ مُحَمَّدٌ الْكَثِيرَ مِنَ الْمَالِ لِيَشْتَرِيَ سَيَّارَةً جَدِيدَةً فِي نِهَايَةِ هَذَا الْعَامِ
Mehmet bu yılın sonunda yeni bir araba almak için çok para biriktirdi
ادَّخَرَ مُحَمَّدٌ الْكَثِيرَ مِنَ الْمَالِ لِيَشْتَرِيَ سَيَّارَةً جَدِيدَةً فِي نِهَايَةِ هَذَا الْعَامِ
Mehmet bu yılın sonunda yeni bir araba almak için çok para biriktirdi
كَانَ لِجَدِّي مَالٌ عَظِيمٌ فِي شَبَابِهِ، لَكِنَّهُ عَاشَ فِي بَيْتٍ صَغِيرٍ مَعَ أُسْرَتِهِ.
Dedemin gençliğinde büyük bir serveti vardı ama ailesiyle birlikte küçük bir evde yaşadı.
تَمَّ عَرْضُ جَمِيعِ أَمْوَالِ الشَّرِكَةِ كَضَمَانٍ لِقَرْضٍ بَنْكِيٍّ.
Şirketin tüm mal varlığı, banka kredisi için teminat olarak gösterildi.
Ayrıca: varlık
sermaye
مَالَتْ عَرَبَةُ الْبَضَائِعِ إِلَى جَانِبٍ وَاحِدٍ، وَكَانَتْ عَلَى وَشْكِ الِانْقِلَابِ.
Yük arabası bir tarafa doğru ağmış, devrilmek üzereydi.
meyletmek, yana yatmak, meyillenmek