servet

جَمَعَ الرَّجُلُ ثَرْوَةً كَبِيرَةً مِنْ خِلَالِ سَنَوَاتِ عَمَلِهِ الطَّوِيلَةِ.

Adam, yıllar süren çalışmasıyla büyük bir servet elde etti.

مَال — أَمْوَال

الْمَالُ لَيْسَ ضَمَانًا لِلسَّعَادَةِ.

Servet, mutluluğun garantisi değildir.

إِنَّهُ يَعِيشُ حَيَاةً مُرِيحَةً بِفَضْلِ الْغِنَى الَّذِي وَرِثَهُ عَنْ عَائِلَتِهِ.

O, ailesinden kalan servet sayesinde rahat bir hayat sürüyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler