ثَرْوَتُهُ وَرِثَهَا عَنْ عَائِلَتِهِ.
Onun zenginliği, ailesinden miras kalmıştır.
ثَرْوَتُهُ وَرِثَهَا عَنْ عَائِلَتِهِ.
Onun zenginliği, ailesinden miras kalmıştır.
غِنَى هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ الطَّبِيعِيُّ يَدْعَمُ السِّيَاحَةَ.
Bu bölgenin doğal zenginliği, turizmi destekliyor.
وَفْرَةُ مَصَادِرِ الْمِيَاهِ فِي الْبِلَادِ تَدْعَمُ الزِّرَاعَةَ.
Ülkenin su kaynaklarındaki zenginlik, tarımı destekliyor.
ثَرَاء، مَيْسَرَة