تَمَرَّغَ الْكَلْبُ فِي التُّرَابِ بَعْدَ الِاسْتِحْمَامِ.
Köpek yıkandıktan sonra toprakta yuvarlandı.
تَمَرَّغَ الْكَلْبُ فِي التُّرَابِ بَعْدَ الِاسْتِحْمَامِ.
Köpek yıkandıktan sonra toprakta yuvarlandı.
كَانَتِ الخُيُولُ تَسْتَرْخِي وَتَبْرُدُ بِالتَّمَرُّغِ فِي الرِّمَالِ.
Atlar kumda ağnayarak rahatlıyor ve serinliyorlardı.
تَمَرَّغَ الطِّفْلُ فِي الْوَحْلِ أَثْنَاءَ اللَّعِبِ.
Çocuk oynarken çamura bulandı.
karınmak
أَعْجَبَنِي تَمَرُّغُ الحِصَانِ فِي العُشْبِ.
Atın çimenlerde ağnamasını çok sevdim.
ağınma, karınma