التَّمَلُّصُ هُوَ وَسِيلَةٌ لِلتَّهَرُّبِ مِنَ الْمَسْؤُولِيَّةِ.
Kaytarış, sorumluluktan kaçmanın bir yoludur.
التَّمَلُّصُ هُوَ وَسِيلَةٌ لِلتَّهَرُّبِ مِنَ الْمَسْؤُولِيَّةِ.
Kaytarış, sorumluluktan kaçmanın bir yoludur.
kaytarma, kaytarmacılık
أَرَادَ أَنْ يَتَمَلَّصَ مِنْ هَذَا الْوَضْعِ الْمُحْرِجِ بِأَيِّ طَرِيقَةٍ.
Bu utanç verici durumdan herhangi bir şekilde kurtulmak istedi.
يُحَاوِلُ دَائِماً أَنْ يَتَمَلَّصَ مِنَ الْمَسْؤُولِيَّةِ الْمُلْقَاةِ عَلَى عَاتِقِهِ.
Her zaman omuzlarına yüklenen sorumluluktan kaçınmaya çalışır.
تَمَكَّنَ اللِّصُّ مِنَ التَّمَلُّصِ مِنْ قَبْضَةِ الشُّرْطَةِ فِي الزِّحَامِ.
Hırsız, kalabalıkta polisin elinden sıyrılmayı başardı.
kaytarmak