فَقَدَ كُلَّ أَمْوَالِهِ بِسَبَبِ وَلَعِهِ بِالتَّهَتُّكِ.

Sefahat düşkünlüğü yüzünden bütün parasını kaybetti.

تَهَتَّكَ

يَتَهَتَّكُ، تَهَتُّك

تَهَتَّكَتِ الْأَوْرَاقُ الْقَدِيمَةُ بِسَبَبِ الرُّطُوبَةِ وَالْإِهْمَالِ.

Eski kağıtlar nem ve ihmal nedeniyle yırtıldı.

تَهَتَّكَتِ الْخَيْمَةُ بِفِعْلِ الرِّيَاحِ الْقَوِيَّةِ أَثْنَاءَ الْعَاصِفَةِ.

Çadır, fırtına sırasında şiddetli rüzgarlar nedeniyle parçalandı.