اسْتَخْدَمَ الْمُتَحَدِّثُ تَهَكُّماً دَقِيقاً ضِدَّ وُعُودِ السِّيَاسِيِّينَ.
Konuşmacı, politikacıların vaatlerine karşı ince bir ironi kullandı.
اسْتَخْدَمَ الْمُتَحَدِّثُ تَهَكُّماً دَقِيقاً ضِدَّ وُعُودِ السِّيَاسِيِّينَ.
Konuşmacı, politikacıların vaatlerine karşı ince bir ironi kullandı.
غَالِبًا مَا يَنْبُعُ التَّهَكُّمُ مِنْ نَقْصِ الثِّقَةِ بِالنَّفْسِ وَهُوَ مُحَاوَلَةٌ لِتَقْلِيلِ شَأْنِ الْآخَرِينَ.
Alaycılık, genellikle özgüven eksikliğinden kaynaklanır ve başkalarını aşağılama çabasıdır.
تَجَنَّبَ اسْتِخْدَامَ عِبَارَاتٍ مَلِيئَةٍ بِالتَّهَكُّمِ فِي خِطَابِهِ.
Konuşmasında istihza dolu ifadeler kullanmaktan kaçındı.
taşlama, parodi, dalgacılık, iğneleme, iğnelenme, hiciv, hicvetme, satir, tariz, hicvediş, müstehzilik, iğneleyicilik, gülmece, yergi
لَا يَجُوزُ أَنْ نَتَهَكَّمَ عَلَى مَشَاعِرِ الْآخَرِينَ مَهْمَا كَانَتِ الظُّرُوفُ.
Şartlar ne olursa olsun başkalarının duygularıyla alay etmemeliyiz.
كَانَ يَتَهَكَّمُ عَلَى تَصَرُّفَاتِهِ السَّابِقَةِ بِنَدَمٍ.
Geçmişteki davranışlarını pişmanlıkla iğneliyordu.
istihza etmek, saraka etmek, naniklemek