أَكَلْتُ تِينَةً طَازَجَةً مِنَ الشَّجَرَةِ وَكَانَتْ لَذِيذَةً جِدًّا.
Ağaçtan taze bir incir yedim ve çok lezzetliydi.
أَكَلْتُ تِينَةً طَازَجَةً مِنَ الشَّجَرَةِ وَكَانَتْ لَذِيذَةً جِدًّا.
Ağaçtan taze bir incir yedim ve çok lezzetliydi.
تُوجَدُ تِينَةٌ كَبِيرَةٌ فِي حَدِيقَةِ مَنْزِلِنَا تُعْطِينَا الْكَثِيرَ مِنَ الثِّمَارِ.
Evimizin bahçesinde bize çok meyve veren büyük bir incir ağacı var.