بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ، اشْتَاقَ الْمُسَافِرُ إِلَى مُلَامَسَةِ قَدَمَيْهِ ثَرَى الْوَطَنِ.
Uzun bir yolculuktan sonra, gezgin ayaklarının vatan toprağına dokunmasını özledi.
بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ، اشْتَاقَ الْمُسَافِرُ إِلَى مُلَامَسَةِ قَدَمَيْهِ ثَرَى الْوَطَنِ.
Uzun bir yolculuktan sonra, gezgin ayaklarının vatan toprağına dokunmasını özledi.
تَتَسَاقَطُ أَوْرَاقُ الشَّجَرِ الْمُلَوَّنَةُ عَلَى ثَرَى الْحَدِيقَةِ فِي الْخَرِيفِ.
Sonbaharda renkli ağaç yaprakları bahçenin zeminine düşüyor.
türap