جَازَفَ

يُجَازِفُ، مُجَازَفَة

جَازَفَ الرَّجُلُ بِمَالِهِ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ.

Adam bu projede parasını göze aldı.

لَا تُجَازِفْ بِأَمْوَالِكَ فِي اسْتِثْمَارَاتٍ غَيْرِ مَضْمُونَةِ الْعَائِدِ.

Getirisi garanti olmayan yatırımlarda paranızı riske atmayın.

جَازَفَ الْمُتَسَلِّقُ بِالصُّعُودِ إِلَى قِمَّةِ الْجَبَلِ فِي ظِلِّ ظُرُوفٍ جَوِّيَّةٍ سَيِّئَةٍ.

Dağcı, kötü hava koşullarında dağın zirvesine tırmanarak kendini tehlikeye attı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler