جَالَ الْفَرِيقُ حَوْلَ الْعَالَمِ لِتَقْدِيمِ عُرُوضِهِمْ
Ekip, gösterilerini sunmak için dünyayı gezdi.
جَالَ الْفَرِيقُ حَوْلَ الْعَالَمِ لِتَقْدِيمِ عُرُوضِهِمْ
Ekip, gösterilerini sunmak için dünyayı gezdi.
جَالَ السَّائِحُ فِي الْمَدِينَةِ الْقَدِيمَةِ لِاسْتِكْشَافِ مَعَالِمِهَا
Turist, eski şehrin simgelerini keşfetmek için dolaştı.
seyahat etmek, arşınlamak