أَثَارَ المَوْضُوعُ جَدَلًا وَاسِعًا بَيْنَ السِّيَاسِيِّينَ وَالمُثَقَّفِينَ فِي البِلَادِ.
Konu, ülkedeki politikacılar ve entelektüeller arasında geniş bir tartışmaya yol açtı.
أَثَارَ المَوْضُوعُ جَدَلًا وَاسِعًا بَيْنَ السِّيَاسِيِّينَ وَالمُثَقَّفِينَ فِي البِلَادِ.
Konu, ülkedeki politikacılar ve entelektüeller arasında geniş bir tartışmaya yol açtı.
لَا فَائِدَةَ مِنَ الدُّخُولِ فِي جَدَلٍ عَقِيمٍ حَوْلَ قَضَايَا تَافِهَةٍ.
Önemsiz konular hakkında kısır bir münakaşaya girmenin bir faydası yoktur.
دَارَ جَدَلٌ طَوِيلٌ بَيْنَ الْأَخَوَيْنِ حَوْلَ الْمِيرَاثِ.
İki kardeş arasında miras hakkında uzun bir çekişme yaşandı.
eytişim
جَدَلَتِ الْبِنْتُ شَعْرَهَا.
Kız saçını ördü.