جَرَّبْتُ هَذَا الْمَطْعَمَ لِأَوَّلِ مَرَّةٍ أَمْسِ.
Bu restoranı dün ilk kez denedim.
جَرَّبْتُ هَذَا الْمَطْعَمَ لِأَوَّلِ مَرَّةٍ أَمْسِ.
Bu restoranı dün ilk kez denedim.
جَرَّبْتُ أَوَّلاً كَمِّيَّةً صَغِيرَةً لِاخْتِبَارِ وَصْفَةٍ جَدِيدَةٍ.
Yeni bir tarif denemek için önce küçük bir porsiyon test ettim.
جَرَّبَ الْحَيَاةَ فِي الْغُرْبَةِ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةً.
Yıllarca gurbette yaşamayı tecrübe etti.
imtihan etmek, prova etmek, tatmak, deneyimlemek, testlemek
الجَرَبُ مَرَضٌ جِلْدِيٌّ يُسَبِّبُ حِكَّةً شَدِيدَةً
Uyuz, şiddetli kaşıntıya neden olan bir cilt hastalığıdır.