كَانَ الأَطْفَالُ يَلْعَبُونَ بِالجُلَّةِ فِي سَاحَةِ المَدْرَسَةِ بَعْدَ الظُّهْرِ.
Çocuklar öğleden sonra okul bahçesinde topla oynuyorlardı.
كَانَ الأَطْفَالُ يَلْعَبُونَ بِالجُلَّةِ فِي سَاحَةِ المَدْرَسَةِ بَعْدَ الظُّهْرِ.
Çocuklar öğleden sonra okul bahçesinde topla oynuyorlardı.
رَمَى الرِّيَاضِيُّ الجُلَّةَ لِمَسَافَةٍ تَجَاوَزَتِ العِشْرِينَ مِتْرًا فِي البُطُولَةِ.
Atlet, şampiyonada gülle'yi yirmi metreyi aşan bir mesafeye attı.
يَسْتَعْمِلُ الْقَرَوِيُّونَ الْجِلَّةَ وَقُودًا فِي الشِّتَاءِ.
Köylüler kışın tezeği yakıt olarak kullanır.