كَانَ أُسْلُوبُهُ جِلْفًا وَغَيْرَ مُهَذَّبٍ فِي التَّعَامُلِ مَعَ الآخَرِينَ.
Başkalarına karşı davranışı kaba ve nezaketsizdi.
كَانَ أُسْلُوبُهُ جِلْفًا وَغَيْرَ مُهَذَّبٍ فِي التَّعَامُلِ مَعَ الآخَرِينَ.
Başkalarına karşı davranışı kaba ve nezaketsizdi.
تَلَقَّى رَدًّا جِلْفًا مِنَ المُوَظَّفِ عِنْدَمَا سَأَلَ عَنِ المُسَاعَدَةِ.
Yardım istediğinde memurdan nezaketsiz bir yanıt aldı.