جِلْوَة

كَانَتْ جِلْوَةُ الْقَمَرِ فِي اللَّيْلَةِ الْمَاضِيَةِ سَاحِرَةً وَمُدْهِشَةً.

Dün gece ayın görünümü büyüleyici ve şaşırtıcıydı.

أَعْطَتِ الشَّمْسُ جِلْوَةً ذَهَبِيَّةً عَلَى وَجْهِ الْبَحْرِ عِنْدَ الْغُرُوبِ.

Güneş batarken denizin yüzüne altın bir parıltı verdi.