كَانَتْ لَهْجَتُهُ حَادَّةً عِنْدَمَا تَحَدَّثَ عَنِ الْمُشْكِلَةِ.

Sorun hakkında konuşurken üslubu sertti.

هَذَا السِّكِّينُ حَادٌّ جِدًّا، فَكُنْ حَذِرًا أَثْنَاءَ اسْتِخْدَامِهِ.

Bu bıçak çok keskindir, kullanırken dikkatli ol.

شَعَرَ الْمَرِيضُ بِأَلَمٍ حَادٍّ فِي صَدْرِهِ.

Hasta, göğsünde şiddetli bir ağrı hissetti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

حَادَ

يَحِيدُ، حَيْد

حَادَتِ الطَّائِرَةُ عَنْ مَسَارِهَا الْمُخَطَّطِ وَتَوَجَّهَتْ إِلَى مَدِينَةٍ مُخْتَلِفَةٍ.

Uçak planlanan rotasından saptı ve farklı bir şehre yöneldi.