الطَّقْسُ حَارٌّ جِدًّا اليَوْمَ، يَجِبُ شُرْبُ الكَثِيرِ مِنَ المَاءِ.
Hava bugün çok sıcak, bol su içmeliyiz.
الطَّقْسُ حَارٌّ جِدًّا اليَوْمَ، يَجِبُ شُرْبُ الكَثِيرِ مِنَ المَاءِ.
Hava bugün çok sıcak, bol su içmeliyiz.
أُحِبُّ تَنَاوُلَ الطَّعَامِ الْحَارِّ وَلَكِنْ يَجِبُ أَنْ يَكُونَ بِاعْتِدَالٍ.
Acı yemek yemeyi severim ama ölçülü olmalı.
دَارَ بَيْنَهُمَا نِقَاشٌ حَارٌّ حَوْلَ الْمُبَارَاةِ.
Aralarında maç hakkında ateşli bir tartışma geçti.
acılı, hararetli, biberli, baharlı, hummalı
حَارَ الطِّفْلُ فِي الزِّحَامِ وَلَمْ يَعْرِفْ مَاذَا يَفْعَلُ.
Çocuk kalabalıkta şaşırdı ve ne yapacağını bilemedi.