حَارِق

حُرَّاق

كَانَتْ كَلِمَاتُهُ حَارِقَةً وَمُؤْلِمَةً وَتَرَكَتْ أَثَرًا عَمِيقًا فِي قَلْبِي

Sözleri acı ve inciticiydi ve kalbimde derin bir iz bıraktı.

يُسْتَخْدَمُ هَذَا الْمُنْتَجُ لِتَنْظِيفِ الْأَفْرَانِ لِأَنَّهُ حَارِقٌ لِلدُّهُونِ الْمُتَرَاكِمَةِ

Bu ürün fırınları temizlemek için kullanılır çünkü birikmiş yağları yakar.

كَانَتِ الشَّمْسُ حَارِقَةً فِي مُنْتَصَفِ النَّهَارِ وَاضْطُرِرْنَا لِلْبَحْثِ عَنِ الظِّلِّ

Öğlen vakti güneş yakıcıydı ve gölge aramaya mecbur kaldık.