حَانِق

كَانَ الرَّجُلُ حَانِقًا بِسَبَبِ تَأَخُّرِ الْقِطَارِ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ.

Adam, trenin saatlerce gecikmesi nedeniyle öfkeliydi.

بَدَتِ الْمَرْأَةُ حَانِقَةً بِسَبَبِ الْإِزْعَاجِ الَّذِي تَسَبَّبَ فِيهِ الْجِيرَانُ.

Kadın, komşuların neden olduğu rahatsızlık nedeniyle kızgın görünüyordu.

كَانَ الْمُدِيرُ حَانِقًا بِسَبَبِ الْأَخْطَاءِ الْمُتَكَرِّرَةِ فِي الْعَمَلِ.

Müdür, işteki tekrarlanan hatalar nedeniyle gazaplıydı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler