حَثَّ الْمُدِيرُ الْمُوَظَّفِينَ عَلَى الْعَمَلِ بِجِدٍّ لِتَحْقِيقِ الْأَهْدَافِ.
Müdür, çalışanları hedeflere ulaşmak için çok çalışmaya teşvik etti.
حَثَّ الْمُدِيرُ الْمُوَظَّفِينَ عَلَى الْعَمَلِ بِجِدٍّ لِتَحْقِيقِ الْأَهْدَافِ.
Müdür, çalışanları hedeflere ulaşmak için çok çalışmaya teşvik etti.
حَثَّ الْأَبُ ابْنَهُ عَلَى مُمَارَسَةِ الرِّيَاضَةِ بِانْتِظَامٍ.
Baba, oğlunu düzenli olarak spor yapmaya özendirdi.
حَثَّ الضَّمِيرُ الْكَاتِبَ عَلَى كِتَابَةِ الْحَقِيقَةِ.
Vicdan, yazarı gerçeği yazmaya itti.
hız vermek, gayret vermek, telkin etmek, eğirtmek, indüklemek, heveslendirmek, güdelemek, haydalamak, şevklendirmek
endüksiyon, indükleme, mahmuzlama, güdeleme