كانَ الحَدِيثُ مُمتِعاً بَيْنَ الأَصْدِقاءِ في المَساءِ.
Akşam arkadaşlar arasında konuşma çok keyifliydi.
كانَ الحَدِيثُ مُمتِعاً بَيْنَ الأَصْدِقاءِ في المَساءِ.
Akşam arkadaşlar arasında konuşma çok keyifliydi.
لَا أُرِيدُ مَزِيدًا مِنَ الْحَدِيثِ حَوْلَ هَذَا الْمَوْضُوعِ.
Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum.
قَرَأَ الْأُسْتَاذُ حَدِيثًا عَنْ أَهَمِّيَّةِ الصِّدْقِ.
Hoca, doğruluğun önemi hakkında bir hadis okudu.
sohbet, söyleşi, laf, kelam, musahabe, lakırtı, muhavere
اِشْتَرَى أَبِي سَيَّارَةً حَدِيثَةً مِنَ الْمَعْرِضِ، وَنَحْنُ نَذْهَبُ بِهَا كُلَّ يَوْمِ جُمُعَةٍ إِلَى الْبَحْرِ.
Babam galeriden yeni bir araba aldı, biz de onunla her cuma günü denize gidiyoruz.
اشْتَرَيْنَا جِهَازًا حَدِيثًا لِلْمَطْبَخِ.
Mutfak için modern bir cihaz aldık.
يَدْرُسُ أَخِي الْأَدَبَ الْعَرَبِيَّ الْحَدِيثَ.
Kardeşim çağdaş Arap edebiyatını okuyor.
Ayrıca: muasır, çağcıl
güncel, taze, yepyeni, gündeş, taptaze, körpe, cedit, asri